ANDREAS STEİN(1728-1792)

 
   

Johann Andreas Stein (1728-1792), kariyerine org yapımcısı olarak başlamıştı. Bu sanatı Strassburg’da, meşhur Gottfried Silbermann’ın yeğeni olan Johann Andreas Silbermann’dan öğrenmişti. Ardından Augsburg’a yerleşip ilk işini burada kurdu. Bu kentin 30.000 kişilik nüfusunun küçük bir azınlığını oluşturan protestanlardandı ve bu toplulukla sıkı ilişkiler içindeydi. Bu azınlık, sayıca sınırlı olmakla birlikte, maddi güce sahipti; ayrıca, Augsburg’un amatör ve profesyonel müzisyenlerinin çoğu bu gruba dahildi. Stein, bu kişiler için klavyeler yapmaya başladı. Orta sınıfın gelişen sosyoekonomik durumunun yarattığı talep karşısında o da, zamanının çoğunu klavye yapımına ayırdı. Çok iyi kalitede yaptığı pianofortelerle geniş bir ün kazandı, tüm Güney Almanya’dan siparişler aldı. Çalgıları, bir yönde Salzburg ve Viyana’ya, öbür yönde de Freiburg ve Zürih’e kadar uzandı.

Stein, sıradışı ölçülerde hassas ve zeki bir ustaydı; zanaatkardan çok, sanatçıydı. Augsburg’un müzik seven topluluklarından birinde aktif olarak çalan iyi bir müzisyendi. Yüksek bir idealistti, ses renklerinin çeşitliliğine sahip, tuş hassasiyetinin yüksek olduğu bir çalgı tasarlamak en büyük amacıydı. Daha 1769 yılında, klavsen ve pianofortenin bir karışımı olan ve sonradan “vis-a-vis flügel” diye adlandıracağı “çok sesli klavikord” (politoniclavichordium)’u icat etti. Bu, iki kişi tarafından çalınabilen ve üç klavyeli klavsen ve bir klavyeli pianoforteden oluşmaktaydı. Bu ve benzer denemelerinin hiçbirisi ona, pianoforteyle olan geleceği veremeyecekti. Augsburg’da geçirdiği zaman, onu eski işi olan org yapımcılığından da soğutmuştu.

Mozart, babasına, Stein hakkında şöyle yazmaktadır:


Augsburg, 17 Ekim 1777

 ....Şimdi biraz Stein pianofortelerinden bahsedeyim. Stein’in işlerini görmeden önce Spath klavyelerini beğeniyordum; ama, şimdi, Stein’ı daha üste koyuyorum. Kuvvetli ve canlı çaldığım zamanlarda, tuşu aşağı da bastırsam, yukarı da kaldırsam ses, ben onu çıkarttıktan hemen sonra bitiyor. Tuşlara nasıl istersem öyle basabiliyorum, çok güçlü ya da çok hafif de bassam hep güzel çalışıyor. Doğru, böyle bir çalgıya en az 300 fl. ister, ama uğraştığı güçlükler ve temiz işçiliği göz önüne alınırsa, bu normal karşılanmalıdır. Çalgıların farklı bir özelliği daha var: hepsi maşalı.. Yüz kişiden biri bile bu özelliği dikkate almamıştır; ama, bunsuz piano-fortenin bloke olması, ya da arka arkaya sesler çıkartması engellenemez. Tuşlara bastığında, çekiç tele vurur vurmaz geri düşüyor – sen tuşu aşağı da itsen, yukarı da kaldırsan fark etmiyor. Bana anlattığına göre, klavyeyi bitirmeden önce, onu çok uzun süre deniyormuş, tüm pasajları çalıyormuş, atlamalar yapıyormuş, ancak, tam olarak emin olduğunda çalgıyı bitiriyormuş. Bunu yaparken, “kendi çıkarımı değil, müziğin çıkarlarını koruyorum” diyor. Yoksa çalgıyı yapmayı çok kısa sürede bitirebilirmiş. Sıklıkla şöyle diyor: “eğer, ben, kendim, bu kadar tutkulu bir müziksever olmasaydım ve klavyeyi de bir parça çalabiliyor olmasaydım, işime olan sabrımı uzun zaman önce kaybederdim. Çalanı aldatmayan ve uzun süre dayanabilen çalgıları seviyorum” diyor. Klavyeleri gerçekten dayanıklı. Ses tahtasının kırılmasına ya da çatlamasına karşı kesin garanti veriyor. Ses tahtası hazırlandıktan sonra onu dışarıda yağmura, kara, güneşe, tüm koşullara karşı bırakıyor; tahta küçük çatlamalar yapıp doyduğunda, bu çatlakları doldurup onu çok sağlam hale getiriyor. Çatladığı zaman çok mutlu oluyor, çünkü, bu şekilde ileride ona birşey olmayacağı kesinleşmiş oluyor. Şu anda üç tane hazır pianofortesi var, bugün de onları çaldım”.
                                                                                                 

Stein mekanizması – 1780

  Stein, piyanolarına oldukça yüksek fiyatlar istediği için, Mozart, bu çok beğendiği çalgılardan birini kendisine alamamıştı.

Viyana grand piyano mekanizması – 1786 – Stein