SERGEİ RACHMANİOFF (1873-1943)
 

 
   
 
 

Rachmaninoff, zamanının en önde gelen piyanistlerinden ve müziğinin güzelliğiyle ün yapmış bestecilerindendi. Piyano müziği, temellerini, Chopin, Liszt, bazen Schumann ve hatta Brahms’a dayanır. Chopin-Liszt çizgisinde, güçlü vokal ezgilerin, zengin sonoriteyle buluştuğu ve görkemli teknik süslemelerle bezendiği bir tarzı tercih etmişti. Bu temel formül, eski olmasına karşın, Rachmaninoff’un kişiliğinde yeni bir boyut kazanmıştı.

Çağdaşı olan bazı bestecilerin aksine, Rachmaninoff, piyanoyu ve onun kapasitesini oldukça iyi anlamıştı. Piyano merkezli düşünüldüğünde, eserleri çok sağlamdı, ikna edici bir klavye düşüncesi taşırlardı: yazımının çok sesliliği geniş ölçekliydi ve bu yüzden, bazen, ellerin çok fazla açılması gerekmekteydi. Süslü dekorasyonlar vardı; romantik düşünceyi, neredeyse, rokoko ile birleştirmekteydi.

 Rachmaninoff’un melodi bulmadaki yeteneği göz kamaştırıcıydı. Şarkılarından bazıları, vokal edebiyatın en güzel melodilerinden bir kısmını barındırır. Bu yeteneğini klavyeye taşıdığı zaman, ortaya, karakteristik olarak, berrak ve nostaljik bir melodi çizgisi çıkartmaktaydı. Bu da, özellikle konçertolarında, görkemli bir başarı getirmişti.

Rachmaninoff, çaldığı eserleri, tamamen içgüdüsel olarak yorumlayanlardan değildi; çaldığı her parçayı, hem bir piyanist, hem de besteci gözüyle detaylı olarak incelerdi. Müzikal yapıyı, duygusal ve teknik açılardan analiz ederdi. Profesyonel müzisyenler, onun, çalışkan zanaatkarlığını ve başkalarına imkansız gelen konuları kolaylıkla çözümlemesine büyük saygı duyarlardı. Çok büyük elleri vardı, bu da, eserlerindeki bazı teknik güçlüklerin, kendi el yapısına göre yazılmış olmasıyla ilişkilidir. En zor pasajlarda bile gösterdiği üstün beceri, meslektaşlarının takdirini toplar ve biraz da imrenmelerine yol açardı. Pedalı büyük bir incelikle kullanır, işi, daha çok, parmaklarına yaptırırdı; notaları, büyük bir temizlikle duyururdu. Çalma tarzında en önemli özellikler, ritmlerde çok kesin olması, ayrıca, basılı notaya da, tamamen sadık kalmasıydı. Kontrollü bir piyanistti; romantik bir piyanist olmasına karşın abartılardan dikkatle kaçınırdı, şov yapmazdı. Pek çok profesyonel için o, Hofmann ile birlikte, dönemin en büyük piyanistiydi. Genelde Beethoven’dan Liszt’e kadar olan dönemin eserlerini çalıyor, Bach, ya da Mozart’a az yer veriyor, en çok da, kendi eserlerini seslendiriyordu.

Rachmaninoff, günümüze dek ulaşabilen birçok kayıt bırakabilmişti. Beethoven, Schubert, Schumann ve Chopin çalsa da, kayıtlarının büyük çoğunluğu kendi eserlerine aittir. 1943 yılında, bir konser turnesinde sağlığı bozuldu ve kanser olduğu anlaşıldı. Los Angeles’ta hastaneye yatırıldı, ancak, sonunun yakın olduğunun farkındaydı. Ölümünden bir ay önce, ellerine baktığı ve “sevgili ellerim, elveda size, zavallı ellerim” dediği aktarılır.