CLAUDE DEBUSSY(1862-1918)
 

 
   
 
   Piyano müziği tarihi boyunca gelmiş en önemli bestecilerden olan Claude Achille Debussy, Empresyonistler (İzlenimciler)’in ve Sembolistler’in ideallerini ve amaçlarını müzik alanına taşımıştı. Kendinden önce gelen besteciler tarafından oluşturulan klavye kurallarını reddetmiş, yeni teknikler ve ses efektleri geliştirmişti. Debussy’nin ortaya koyduğu bu yeni bestecilik anlayışı, 20. yy. müziğini de derinden etkilemişti.

 Müziğinin genel çerçevesiyle ilgili ve döneminde sıradışı olan özellikleri ayırt etmek kolaydır. Bu özellikler içerisinde en belirgini, armoninin kullanılış biçimidir. 19. yy.ın standart bestecilik teknikleri göz önüne alındığında, bu tekniklerin tamamında, yeni bir çığır açtığı söylenebilir. Kendi iç dünyasını ifade etmekten başka bir şey düşünmeyen Debussy için, kurallar hiçbir anlam ifade etmiyorlardı.

 Debussy, iyi bir piyanistti. Bunun dışında bir çalgı çalmıyor, sadece, çok parlak olmamakla birlikte, orkestra yönetiyordu; bu nedenle, besteciliğinin ana ekseninde, çok iyi kullanabildiği bu çalgı yatmaktadır. Tek bir melodi yerine, tonal renklerin bileşenlerini kullanabileceği bir çalgıydı piyano. Eserlerini yazarken, yorumcunun çok fazla özgür olmaması ve kendi direktifleri doğrultusunda çalması için, geniş uyarılar yazmıştı.

Günümüzde, Claude Debussy’nin, çok yetkin bir piyanist olduğu ve eğer isteseydi, bu konuda profesyonel bir kariyere sahip olabileceği göz ardı edilmektedir. Tüm bestecilerin iyi şekilde piyano bildikleri kabul edilse de, Debussy’nin yetenekleri en üst seviyedeydi. Chopin’den sonra gelen besteci ve piyanistler içinde, çalgıya en çok katkıda bulunan oydu; yeni pedallama teknikleri, yeni sonoriteler ve anlayışlar getirmişti.
  

Debussy’nin ideali, çekiçlere sahip olmayan bir piyanoydu. Kendisi de mükemmel bir piyanist olan Marguerite Long, Debussy’nin çalışını şöyle tanımlıyor

“Debussy, eşi benzeri olmayan bir piyanist idi. Bir insan, onun esnekliğini, tuşlara okşar gibi basışını nasıl unutabilir? Tuşların üstünde büyük bir nezaketle kayarken, tarif edilemez bir anlatımsal güç elde ediyordu. Onun piyanist sırları, işte, burada yatmaktadır. Debussy’nin kişisel tekniği buradadır; tuşlara sürekli basınç uygulamak, ancak, bunu çok yumuşak bir şekilde yapmak, sadece kendisinin elde edebileceği piyano renklerinin ortaya çıkmasını sağlamaktadır. Hafif renklerle çalmakta ve Chopin’de olduğu gibi, herhangi bir sertliğe yer vermemektedir. ... Nüansları, üçlü pianissimo’dan forteye kadar, sonoritede bozulma olmadan ve hiçbir armonik yapı kaybolmadan uzanabilmekteydi”.

 Debussy ile ciddi biçimde ilgilenen tüm piyanistler, onun müziğinin, sadece bulutlar ve hayallerden ibaret olmadığını, istediği zaman, son derecede teknik parlaklık taşıyabildiğini bilirler. Buna bir örnek, L’i le joyeuse eseridir. Ancak, kullandığı pedal karışımları ve tuşe, piyano tarihinde tamamen yeni bir anlayışı temsil etmektedir.