 |
|
1830 Polonya doğumlu, orijinal adı Leszetycki olan Theodor
Leschetizky, Czerny’nin öğrencisiydi. Piyano virtüozlerinin
altın çağında, “virtüozlerin virtüoz hocası” olarak isim
yapmıştı. 1862’de, Viyana’dan St. Petersburg’a giderek, oradaki
konservatuvarın piyano bölüm başkanı oldu. 1878’de yeniden
Viyana’ya döndü, evi, her ne kadar resmen Viyana
Konservatuvarı’na bağlı olsa da, aslında, çok yetenekli yüzlerce
öğrencinin kariyer yapmalarını sağlayan önemli bir eğitim
merkezine dönüştü. Bu öğrenciler arasında dönemin en parlak
isimleri de vardı: Anna Essipova, Ignacy Paderewski, Ignacy
Friedman, Artur Schnabel vb.
Leschetizky’nin bir eğitimci olarak başarısı, birçok zıtlığa
dayanıyor-du. Bir yanda, hiçbir yöntemi olmadığını söylüyordu.
Buna karşın dünyanın her yanından Viyana’ya koşan öğrenciler,
ondan, “Leschetizky Yöntemini” öğrenmeye geliyorlardı. Usta
sınıfına hazırlık yapan ve bu yeni gelen öğrencileri ilk yıl
eğiten bayan asistanların birçoğu, Leschetizky Yöntemi üstüne
kitaplar yazmışlardı.
Sonuçta, Leschetizky’nin en büyük özelliği, öğrencilerinin, kendi
sanatsal yeteneklerini, en doğru şekilde geliştirebilmeleri
konusundaki büyük becerisinden kaynaklanıyordu. Paderewski
şunları yazıyordu:
|
“Haftada bir kez, onun en ileri öğrencileri bir araya gelir ve diğer
öğrencilerin önünde çalarlardı. Bu, aslında, bir konserdi, ancak, biz
buna “sınıf” diyorduk. Leschetizky, yandaki piyanoda otururdu ve
standartların çok yüksek olduğu bu ortamda, öğrencilerini, yaptıkları
hatalara yönelik olarak uyarırdı. Hiç merhamet göstermezdi.... Kalbi çok
temiz, kibar ve cömert birisiydi, ancak, öğretmen olarak amansızdı.”
Schnabel ise şunları yazmıştı:
“Tüm öğrenciler orada olmak zorundalardı; ayrıca, bazı önemli
konuklar da çağırılırdı: sanat patronları, eleştirmenler, Viyana’yı
ziyaret eden yabancı sanatçılar. Leschetizky, ikinci piyanoda oturur ve
orkestra eşliklerini daima kendisi çalar, yeri geldiğinde, çalışı hemen
durdurup, eserin nasıl çalınması gerektiğini anında gösterir, uyarılarda
bulunurdu. Tüm öğrenciler, onun çalışından örnekler görürler ve o
şekilde çalabilmek için büyük bir hırsla motive olurlardı. Leschetizky,
öğrencilerinin, en basit beş parmak alıştırmasını bile, güzel ton, ifade
ve hazla çalmalarını isterdi. Teknik, özel efektler ve pasajlar, kendi
başlarına birer amaç değillerdi. Bir eseri çalışmanın ilk anından
itibaren, işten zevk almak ve onu iyi bir tonla çalmak, onun
yöntemiydi.”
Leschetizky, şahsen, sabit bir yönteme sahip olduğu fikrini
reddetmişti. 5 Haziran 1915 tarihli mektubunda, ki bu mektup, ölümünden
beş ay öncesine rastlamaktadır, New England Konservatuvarı’ndan Carl
Stasny’ye şöyle yazmaktaydı:
“Ben, şahsen, sabit bir eğitim yöntemine karşıyım. Her öğrenci,
durumun gerekliliklerine göre, farklı ele alınmalıdır.... Benim parolam
şudur: iyi, ama, gerçekten çok iyi bir öğretmen için, yazılı hiç bir
metot işe yaramaz. O, öğrencisine, her türlü olasılığı gösterebildiği
sürece iyi bir öğretmendir”.
Öğrencilerinin, günde altı, yedi, ya da sekiz saat çalışmalarını
düşünemiyordu bile:
“Hiç kimse bunu, tamamen mekanik bir duruma düşmeden gerçekleştiremez ki
bu, benim, gerçekten ilgilenmediğim bir şeydir. Eğer, bir kimse,
çaldığını iyi olarak dinler ve her notasını eleştirebilirse, iki, ya da
üç saatlik bir çalışma yeterlidir”. Ancak, Leschetizky’nin asistanları,
uzun teknik alıştırmalar vermekten kaçınmamışlardı.
Leschetizky’nin öğrencilerinin yaptıkları ünün de, kendi güzel
tonlarından dolayı olduğu bir gerçektir. Leschetizky’nin eğitiminin bir
sırrı vardıysa, bu da, onun, öğrencilerine, kendi çaldıklarını
dinlemelerini öğretebilmekti, ki, bu konuda, oldukça az öğretmen
başarılı olabilmiştir.
|
|