THEODOR LESCHETİZKY (1830-1915)
 

 
   
 
  1830 Polonya doğumlu, orijinal adı Leszetycki olan Theodor Leschetizky, Czerny’nin öğrencisiydi. Piyano virtüozlerinin altın çağında, “virtüozlerin virtüoz hocası” olarak isim yapmıştı. 1862’de, Viyana’dan St. Petersburg’a giderek, oradaki konservatuvarın piyano bölüm başkanı oldu. 1878’de yeniden Viyana’ya döndü, evi, her ne kadar resmen Viyana Konservatuvarı’na bağlı olsa da, aslında, çok yetenekli yüzlerce öğrencinin kariyer yapmalarını sağlayan önemli bir eğitim merkezine dönüştü. Bu öğrenciler arasında dönemin en parlak isimleri de vardı: Anna Essipova, Ignacy Paderewski, Ignacy Friedman, Artur Schnabel vb.

 Leschetizky’nin bir eğitimci olarak başarısı, birçok zıtlığa dayanıyor-du. Bir yanda, hiçbir yöntemi olmadığını söylüyordu. Buna karşın dünyanın her yanından Viyana’ya koşan öğrenciler, ondan, “Leschetizky Yöntemini” öğrenmeye geliyorlardı. Usta sınıfına hazırlık yapan ve bu yeni gelen öğrencileri ilk yıl eğiten bayan asistanların birçoğu, Leschetizky Yöntemi üstüne kitaplar yazmışlardı.

Sonuçta, Leschetizky’nin en büyük özelliği, öğrencilerinin, kendi sanatsal yeteneklerini, en doğru şekilde geliştirebilmeleri konusundaki büyük becerisinden kaynaklanıyordu. Paderewski şunları yazıyordu:

 

“Haftada bir kez, onun en ileri öğrencileri bir araya gelir ve diğer öğrencilerin önünde çalarlardı. Bu, aslında, bir konserdi, ancak, biz buna  “sınıf” diyorduk. Leschetizky, yandaki piyanoda otururdu ve standartların çok yüksek olduğu bu ortamda, öğrencilerini, yaptıkları hatalara yönelik olarak uyarırdı. Hiç merhamet göstermezdi.... Kalbi çok temiz, kibar ve cömert birisiydi, ancak, öğretmen olarak amansızdı.”
 

Schnabel ise şunları yazmıştı:

“Tüm öğrenciler orada olmak zorundalardı; ayrıca, bazı önemli konuklar da çağırılırdı: sanat patronları, eleştirmenler, Viyana’yı ziyaret eden yabancı sanatçılar. Leschetizky, ikinci piyanoda oturur ve orkestra eşliklerini daima kendisi çalar, yeri geldiğinde, çalışı hemen durdurup, eserin nasıl çalınması gerektiğini anında gösterir, uyarılarda bulunurdu. Tüm öğrenciler, onun çalışından örnekler görürler ve o şekilde çalabilmek için büyük bir hırsla motive olurlardı. Leschetizky, öğrencilerinin, en basit beş parmak alıştırmasını bile, güzel ton, ifade ve hazla çalmalarını isterdi. Teknik, özel efektler ve pasajlar, kendi başlarına birer amaç değillerdi. Bir eseri çalışmanın ilk anından itibaren, işten zevk almak ve onu iyi bir tonla çalmak, onun yöntemiydi.”

Leschetizky, şahsen, sabit bir yönteme sahip olduğu fikrini reddetmişti. 5 Haziran 1915 tarihli mektubunda, ki bu mektup, ölümünden beş ay öncesine rastlamaktadır, New England Konservatuvarı’ndan Carl Stasny’ye şöyle yazmaktaydı:

“Ben, şahsen, sabit bir eğitim yöntemine karşıyım. Her öğrenci, durumun gerekliliklerine göre, farklı ele alınmalıdır.... Benim parolam şudur: iyi, ama, gerçekten çok iyi bir öğretmen için, yazılı hiç bir metot işe yaramaz. O, öğrencisine, her türlü olasılığı gösterebildiği sürece iyi bir öğretmendir”.

Öğrencilerinin, günde altı, yedi, ya da sekiz saat çalışmalarını düşünemiyordu bile:

“Hiç kimse bunu, tamamen mekanik bir duruma düşmeden gerçekleştiremez ki bu, benim, gerçekten ilgilenmediğim bir şeydir. Eğer, bir kimse, çaldığını iyi olarak dinler ve her notasını eleştirebilirse, iki, ya da üç saatlik bir çalışma yeterlidir”. Ancak, Leschetizky’nin asistanları, uzun teknik alıştırmalar vermekten kaçınmamışlardı.

Leschetizky’nin öğrencilerinin yaptıkları ünün de, kendi güzel tonlarından dolayı olduğu bir gerçektir. Leschetizky’nin eğitiminin bir sırrı vardıysa, bu da, onun, öğrencilerine, kendi çaldıklarını dinlemelerini öğretebilmekti, ki, bu konuda, oldukça az öğretmen başarılı olabilmiştir.