SİGİSMOND THALBERG (1812 – 1871)
 

 
   
 
  En şatafatlı günlerinde Liszt’in bir de rakibi vardı: Sigismond Thalberg. Thalberg’in toplum içerisindeki tutum ve davranışları, halk tarafından, çok ileri düzeyde olan çalışına göre, daha ön planda tutulmuştu. Tüm davranışları Liszt’inkilerin tamamen tersiydi. Liszt’in ateşli ve kurallara uymayan davranışlarının aksine, Thalberg, mükemmel giyimli, daima iyi traşlı, mükemmel bir öz güvene sahip ve gerektiğinde çok romantik olabilen bir yapıdaydı. Merkezi barışa ve çevresel savaşıma inanan Zen fikrini benimsemişti; dinleyicilerine bile, ister çılgınca, ister kibarca alkışlasınlar, mesafeli, biraz soğuk ve kısa bir baş selamıyla karşılık verirdi. Halkın gözünde nihayet, bir konser virtüozü ve gerçek bir beyefendi buluşuyordu!

Kendine özel bir tarz geliştirmişti: fantezilerini ve transkripsiyonlarını çalarken, melodiyi klavyenin orta oktavlarında çalıyor ve etrafında, hem basta, hem de tizde hızlı arpejlerden oluşan bir örtü oluşturuyor, bu da, basit kulaklara sahip dinleyicilere iki el yerine üç el çalıyormuş izlenimi veriyordu. Süratin yanı sıra, arpejlerin hafif çalınması ve melodinin “şarkı söyler gibi” yüksek duyurulması sayesinde, etki daha da güçlendiriliyordu.
 

1836’da, Liszt, on sekiz aylığına Paris’ten ayrıldığında, Thalberg kente gelmiş ve müzikseverleri hemen Thalberg’çiler ve Liszt’çiler şeklinde ikiye bölebilecek bir başarı kazanmıştı. Liszt, Thalberg hakkında bir eleştiri yayınlamış ve onun tüm eserlerinin değersiz olduğunu iddia etmişti. 8 Ocak 1837 tarihli Gazette musical’de Liszt, Thalberg’in eserlerini, içleri boş, monoton ve sıkıcı olarak nitelendirmişti. Paris’te dolaşan bir söylentiye göre Liszt, Thalberg’i, bir çift piyano konseri için davet etmiş, Thalberg de, “eşlik edilmeye ihtiyacım yok” diyerek bu teklifi reddetmişti.

1836’da, Liszt, on sekiz aylığına Paris’ten ayrıldığında, Thalberg kente gelmiş ve müzikseverleri hemen Thalberg’çiler ve Liszt’çiler şeklinde ikiye bölebilecek bir başarı kazanmıştı. Liszt, Thalberg hakkında bir eleştiri yayınlamış ve onun tüm eserlerinin değersiz olduğunu iddia etmişti. 8 Ocak 1837 tarihli Gazette musical’de Liszt, Thalberg’in eserlerini, içleri boş, monoton ve sıkıcı olarak nitelendirmişti. Paris’te dolaşan bir söylentiye göre Liszt, Thalberg’i, bir çift piyano konseri için davet etmiş, Thalberg de, “eşlik edilmeye ihtiyacım yok” diyerek bu teklifi reddetmişti.

Profesyonel piyanistler içinde, Thalberg’in disiplinli karakterini övenler vardı. Tuhaf Liszt’in karşısında, onu destekleyenler oluyordu. Yaşlı Salaman, 1901 yılında, Thalberg’in çalışıyla ilgili hatıralarını şöyle aktarıyordu:
“Tıpkı Liszt gibi, ona da hiçbir şey zor gelmiyordu; Liszt gibi, tüm imkansızlıkları becerebiliyor, ancak, bunu yaparken, onun takındığı tavırları ve dışa dönük ekstra davranışları yapmıyordu. Bileklerinin ve par-maklarının gücü ve esnekliği inanılmazdı, ne ki, bu gücü, çok zarif biçimde kullanabiliyordu. En güçlü fortissimoları bile, hiçbir zaman gürültü gibi duyulmuyordu. Halkın önünde sıklıkla çaldığı kendi besteleri, büyük virtüozlüğünü göstermesine olanak sağlıyorlardı, ancak o, Beethoven’ı da, çok güzel, klasik biçimde, ustanın eserini değiştirmeye yeltenmeden çalıyordu”.

Bu yorumun son kısmının hedefinin Liszt olduğu açıktır. Bravura tarzı tartışılmamakla birlikte Thalberg, klasik piyanizme de yakındı; bu özelliği nedeniyle, klasik düşünen Clara Schumann gibi piyanistlerin de, yüksek övgülerini topluyordu.
 

Thalberg, opera temaları üstüne elli civarında fantezi bestelemişti. Armonik düşgücünden yoksun olan bu müziğin, üst kalitede olmadığı açıktı. Sıklıkla, oldukça zor olan bu eserler, piyanoya çok uygunlardı ve güzel etkiler yaratabiliyorlardı; hepsi de, aynı yapısal formu takip ediyorlardı. Kariyerinin sonlarına doğru Thalberg, beste yapmayı bıraktı ve müziği de, kısa ömürlü olmaya mahkumdu.