 |
|
En şatafatlı günlerinde Liszt’in bir de rakibi vardı: Sigismond
Thalberg. Thalberg’in toplum içerisindeki tutum ve davranışları,
halk tarafından, çok ileri düzeyde olan çalışına göre, daha ön
planda tutulmuştu. Tüm davranışları Liszt’inkilerin tamamen
tersiydi. Liszt’in ateşli ve kurallara uymayan davranışlarının
aksine, Thalberg, mükemmel giyimli, daima iyi traşlı, mükemmel
bir öz güvene sahip ve gerektiğinde çok romantik olabilen bir
yapıdaydı. Merkezi barışa ve çevresel savaşıma inanan Zen
fikrini benimsemişti; dinleyicilerine bile, ister çılgınca,
ister kibarca alkışlasınlar, mesafeli, biraz soğuk ve kısa bir
baş selamıyla karşılık verirdi. Halkın gözünde nihayet, bir
konser virtüozü ve gerçek bir beyefendi buluşuyordu!
Kendine özel bir
tarz geliştirmişti: fantezilerini ve transkripsiyonlarını
çalarken, melodiyi klavyenin orta oktavlarında çalıyor ve
etrafında, hem basta, hem de tizde hızlı arpejlerden oluşan bir
örtü oluşturuyor, bu da, basit kulaklara sahip dinleyicilere iki
el yerine üç el çalıyormuş izlenimi veriyordu. Süratin yanı
sıra, arpejlerin hafif çalınması ve melodinin “şarkı söyler
gibi” yüksek duyurulması sayesinde, etki daha da
güçlendiriliyordu.
1836’da, Liszt, on sekiz aylığına Paris’ten ayrıldığında,
Thalberg kente gelmiş ve müzikseverleri hemen Thalberg’çiler ve
Liszt’çiler şeklinde ikiye bölebilecek bir başarı kazanmıştı. Liszt,
Thalberg hakkında bir eleştiri yayınlamış ve onun tüm eserlerinin
değersiz olduğunu iddia etmişti. 8 Ocak 1837 tarihli Gazette musical’de
Liszt, Thalberg’in eserlerini, içleri boş, monoton ve sıkıcı olarak
nitelendirmişti. Paris’te dolaşan bir söylentiye göre Liszt, Thalberg’i,
bir çift piyano konseri için davet etmiş, Thalberg de, “eşlik edilmeye
ihtiyacım yok” diyerek bu teklifi reddetmişti. |
1836’da, Liszt, on sekiz aylığına Paris’ten ayrıldığında,
Thalberg kente gelmiş ve müzikseverleri hemen Thalberg’çiler ve
Liszt’çiler şeklinde ikiye bölebilecek bir başarı kazanmıştı. Liszt,
Thalberg hakkında bir eleştiri yayınlamış ve onun tüm eserlerinin
değersiz olduğunu iddia etmişti. 8 Ocak 1837 tarihli Gazette musical’de
Liszt, Thalberg’in eserlerini, içleri boş, monoton ve sıkıcı olarak
nitelendirmişti. Paris’te dolaşan bir söylentiye göre Liszt, Thalberg’i,
bir çift piyano konseri için davet etmiş, Thalberg de, “eşlik edilmeye
ihtiyacım yok” diyerek bu teklifi reddetmişti.
Profesyonel piyanistler içinde, Thalberg’in disiplinli karakterini
övenler vardı. Tuhaf Liszt’in karşısında, onu destekleyenler oluyordu.
Yaşlı Salaman, 1901 yılında, Thalberg’in çalışıyla ilgili hatıralarını
şöyle aktarıyordu:
“Tıpkı Liszt gibi, ona da hiçbir şey zor gelmiyordu; Liszt gibi, tüm
imkansızlıkları becerebiliyor, ancak, bunu yaparken, onun takındığı
tavırları ve dışa dönük ekstra davranışları yapmıyordu. Bileklerinin ve
par-maklarının gücü ve esnekliği inanılmazdı, ne ki, bu gücü, çok zarif
biçimde kullanabiliyordu. En güçlü fortissimoları bile, hiçbir zaman
gürültü gibi duyulmuyordu. Halkın önünde sıklıkla çaldığı kendi
besteleri, büyük virtüozlüğünü göstermesine olanak sağlıyorlardı, ancak
o, Beethoven’ı da, çok güzel, klasik biçimde, ustanın eserini
değiştirmeye yeltenmeden çalıyordu”.
Bu yorumun son kısmının hedefinin Liszt olduğu açıktır. Bravura tarzı
tartışılmamakla birlikte Thalberg, klasik piyanizme de yakındı; bu
özelliği nedeniyle, klasik düşünen Clara Schumann gibi piyanistlerin de,
yüksek övgülerini topluyordu.
Thalberg, opera temaları üstüne elli civarında fantezi bestelemişti.
Armonik düşgücünden yoksun olan bu müziğin, üst kalitede olmadığı
açıktı. Sıklıkla, oldukça zor olan bu eserler, piyanoya çok uygunlardı
ve güzel etkiler yaratabiliyorlardı; hepsi de, aynı yapısal formu takip
ediyorlardı. Kariyerinin sonlarına doğru Thalberg, beste yapmayı bıraktı
ve müziği de, kısa ömürlü olmaya mahkumdu.
|
|