 |
|
14 Kasım 1778’de doğan Hummel, Haydn ve Mozart’ın öğrencisi
oldu. 1804’te Haydn’ın yerine Prens Esterhazy’lere Kapellmeister
oldu, ancak, görevlerini tam olarak yerine getirmediği
düşünülerek 1811’de işine son verildi. Hummel, konser
turnelerinde önemli bir vakit geçirdiyse de, aslında, gerçek
ağırlığını eğitime, orkestra şefliğine ve tabi ki, besteciliğe
vermişti. 1811 – 1816 arasında Viyana’da, 1816-1820’de
Stuttgart’ta ve 1820’den, 1837’de ölümüne kadar da Weimar’da
yaşadı.
Mozart’ın, bir piyano öğrencisinin yeteneğinden etkilendiği çok
görülmemişti; ancak, Macar Johann Nepomuk Hummel, buna bir
istisna oluşturmuştu. Mozart, onu evine almış, ona ders vermiş
ve konserlerde yer almasını sağlamıştı. Hummel, öğrencilikten
olgunluğa geçerken, Haydn, Salieri ve Clementi gibi büyük
müzisyenlerden de dersler almıştı.
Hummel, konser salonunda mükemmel bir başarı göstermişti. Kendi
bestelerinin yanı sıra diğer bestecileri çalarken de, doğaçlama
yaparken de, çok yüksek bir kalite sergilemişti. Solo piyano
için, yedi sonatın da dahil olduğu, altmış dokuz eser
bestelemişti, ancak, ne yazık ki günümüzde, bunların tamamı,
piyano repertuvarından silinmiştir. Bunun nedeni, Hummel’in
eserlerinin dış yapılarının parlak olmalarına karşın, müzikal
derinlikten yoksun kalmalarıdır. Hummel’in Klavierschule (Klavye
Okulu-1828), diğer tüm eserlerinden daha önemlidir. Burada
teknik konulara değinen Hummel, yazdığı parmak numaraları ve
süslemelerle, kendinden sonra gelecek olan sayısız benzer örneğe
öncülük etmiştir. Hummel’in öğretileri, öğrencileri olan Hiller,
Henselt, Benedict ve Thalberg’le yaşamıştır. |
Chopin’in, Hummel’i, en büyük müzisyenlerden birisi olarak kabul etmiş
olması, dikkate değerdir. 1830’larda yaşayan pek çok başka müzisyen de,
onun hakkında benzer şekilde düşünmekteydi; eğer, ölümsüz birisi varsa,
o da Hummel’di.
Hummel, zarif bir kişilikten çok uzaktı. Kaba, pasaklı, yüzü çiçek
bozukluklarıyla doluydu. Czerny, onu, “hoş olmayan, sıradan bir yüze
sahip, ancak, dikkate değer bir genç adam” olarak tanımlamıştı. Czerny,
ayrıca, Hummel’in zevksiz kıyafetlerine ve her parmağına taktığı çok
değerli elmas yüzüklere de dikkat çekmişti. Yaşı ilerledikçe anormal
şişmanlayan Hummel’in, evde ve sarayda yemek yediği masaya sığabilmesi
için, önünde bir oyuk açılması gerekmişti. Çalarken pufluyor, terliyor
ve zorlukla soluyordu.
Tüm bunlara karşın Hummel, rafine bir müzisyendi ve Beethoven
hesaba katılmazsa, döneminin en yetenekli doğaçlama ustasıydı. Hatta,
daha disiplinli olması nedeniyle, döneminde, Beethoven’dan üstün
olduğunu düşünen bir hayran kitlesine de sahipti.
|
|