 |
|
Ignaz Moscheles, hassas bir müzisyen, gerçek bir beyefendi ve
saygı uyandıran bir kişilikti. Diğer piyanistler, Klasik
Dönem’den Romantik Dönem’e geçilen bu zamanda, tarzlarında büyük
değişiklikler yaratmasalar da, Moscheles’in yaşantısında
dramatik değişiklikler gerçekleşmişti. Clementi tarzı bir
bravura piyanistliğiyle başlamıştı: fazlaca hareket yoktu,
parmak ve el kasları çalışıyor, bilek ve kol kasları
oynatılmıyordu; pedala çok az başvuruluyordu. 1830’larda, gerçek
bir klasiğin düşünceleriyle: “tüm efektler, günümüzde, ayaklarla
yapılıyor. Madem öyle, ellerimiz ne için var?” diyordu. Tüm bu
sınırlamalar içinde dahi, büyük atlamalarla, hızlı işleyen
akorlarla ve çok net çaldığı tekrarlı notalarla izleyicilerini
etkiliyordu. 1815’te yazdığı İskenderin Marşı adlı
çeşitlemeleriyle tüm Avrupa’yı sallamış ve ün kazanmıştı.Ayrıca,
yazmış olduğu dört el pi-yano sonatıyla da, yüksek kalitede bir
müzisyen ve virtüoz olduğunu kanıtlamıştı. Piyano çalgısının
yapısındaki gelişmeleri izleyecek ve bunları kendi
müzisyenliğine uygulayabilecek kadar esnek bir anlayışı vardı.
Moscheles’in kendisinin de kabul ettiği gibi, kader, onu iki büyük
ekolün tam arasında yakalamıştı ve onun buna karşı yapabileceği
pek bir şey yoktu. Başlangıçta aldığı eğitim, eski ekole aitti.
Ancak, Moscheles, yaşı ilerledikçe ve Chopin, Liszt gibi
bestecileri tanıdıkça, kendi çalışında eksik bir şeyler olduğunu
fark edebildi. Bu sorunu çözmek için çaba sarfetti. Bu açık
fikirlilik ve iyi huyluluk sayesinde meslektaşları Moscheles’i
sevmiş ve saygı duymuşlardı. |
Müzikal beğenisi çok yüksekti. Gençliğinden beri Beethoven hayranıydı,
on yaşında Pathétique sonatı ezberlemiş ve konserlerde çalmıştı. Daha
sonraki yaşantısında da, Op.109 ve Op.111 sonatları, profesyonel
müzisyenlere tanıtmıştı. Ancak, bu müzik, o dönemde çok riskliydi; fazla
tanınmıyordu, dinleyicileri sıkabiliyor, korkutabiliyor, hatta, salondan
çıkartabiliyordu. Londra’daki Philharmonic Society’nin şefi olan
Moscheles, Beethoven’ın Missa Solemnis’in 1832’deki ilk seslendirilişini
gerçekleştirmiş, daha sonra da, 9. Senfoni’yi pek çok defa sahnelemişti.
Moscheles,
ciddi piyanist / müzisyenlerin ilklerindendi. Kendinden sonra gelecek
olan Clara Schumann gibi, sadece, sanatlarının soyluluğunu rehber
edinecek olan müzisyenlerin işaretçisiydi.
|
|