IGNAZ MOSCHELES (1794-1870)

 
   
 
   Ignaz Moscheles, hassas bir müzisyen, gerçek bir beyefendi ve saygı uyandıran bir kişilikti. Diğer piyanistler, Klasik Dönem’den Romantik Dönem’e geçilen bu zamanda, tarzlarında büyük değişiklikler yaratmasalar da, Moscheles’in yaşantısında dramatik değişiklikler gerçekleşmişti. Clementi tarzı bir bravura piyanistliğiyle başlamıştı: fazlaca hareket yoktu, parmak ve el kasları çalışıyor, bilek ve kol kasları oynatılmıyordu; pedala çok az başvuruluyordu. 1830’larda, gerçek bir klasiğin düşünceleriyle: “tüm efektler, günümüzde, ayaklarla yapılıyor. Madem öyle, ellerimiz ne için var?” diyordu. Tüm bu sınırlamalar içinde dahi, büyük atlamalarla, hızlı işleyen akorlarla ve çok net çaldığı tekrarlı notalarla izleyicilerini etkiliyordu. 1815’te yazdığı İskenderin Marşı adlı çeşitlemeleriyle tüm Avrupa’yı sallamış ve ün kazanmıştı.Ayrıca, yazmış olduğu dört el pi-yano sonatıyla da, yüksek kalitede bir müzisyen ve virtüoz olduğunu kanıtlamıştı. Piyano çalgısının yapısındaki gelişmeleri izleyecek ve bunları kendi müzisyenliğine uygulayabilecek kadar esnek bir anlayışı vardı.
  

Moscheles’in kendisinin de kabul ettiği gibi, kader, onu iki büyük ekolün tam arasında yakalamıştı ve onun buna karşı yapabileceği pek bir şey yoktu. Başlangıçta aldığı eğitim, eski ekole aitti. Ancak, Moscheles, yaşı ilerledikçe ve Chopin, Liszt gibi bestecileri tanıdıkça, kendi çalışında eksik bir şeyler olduğunu fark edebildi. Bu sorunu çözmek için çaba sarfetti. Bu açık fikirlilik ve iyi huyluluk sayesinde meslektaşları Moscheles’i sevmiş ve saygı duymuşlardı.

 Müzikal beğenisi çok yüksekti. Gençliğinden beri Beethoven hayranıydı, on yaşında Pathétique sonatı ezberlemiş ve konserlerde çalmıştı. Daha sonraki yaşantısında da, Op.109 ve Op.111 sonatları, profesyonel müzisyenlere tanıtmıştı. Ancak, bu müzik, o dönemde çok riskliydi; fazla tanınmıyordu, dinleyicileri sıkabiliyor, korkutabiliyor, hatta, salondan çıkartabiliyordu. Londra’daki Philharmonic Society’nin şefi olan Moscheles, Beethoven’ın Missa Solemnis’in 1832’deki ilk seslendirilişini gerçekleştirmiş, daha sonra da, 9. Senfoni’yi pek çok defa sahnelemişti.   

Moscheles, ciddi piyanist / müzisyenlerin ilklerindendi. Kendinden sonra gelecek olan Clara Schumann gibi, sadece, sanatlarının soyluluğunu rehber edinecek olan müzisyenlerin işaretçisiydi.