 |
|
Bohemyalı (Çek) piyanist Jan Ladislav Dussek, önemli turne
piyanistlerinin ilkiydi. Mozart, çocuk dehasının sergilendiği
Paris ziyaretinin ardından, sadece, Almanya ve Avusturya’da
aktif olmuştu. Clementi, iki turneden sonra yerleşik düzene
geçmiş ve piyano ticaretiyle ilgilenmişti. Ancak, yakışıklı
Dussek, o zaman söylendiği gibi “la beau Dussek”,
Paris’teki ilk görünümünün ardından, İngiltere ve Rusya’ya
uzanan turnelere çıkmıştı. İyi müzisyenliği ve piyanistliğinin
yanında, şovmenliği de vardı. 20 yaşındayken, tüm Avrupayı
gezmeye başlamış ve yakışıklı görüntüsünün de yardımıyla,
kitleleri etkilemişti. Ayrıca, piyanoya oturuş tarzı da,
kulaktan kulağa yayılarak onun ününü arttırmıştı.
Piyanistlerin önemi arttıkça ve halk konserleri yaygınlaştıkça,
piyanistin, salonun neresinde ve ne şekilde oturması gerektiği
tartışılır olmuştu. Sırtı mı, yoksa, yüzü mü dinleyicilere
dönmeliydi? Bu sorun, yeni ortaya çıkıyordu, çünkü, gerek Mozart
gerek de Clementi, çok büyük konser salonları yerine, daha küçük
salonlarda çalmışlardı. Jan Ladislav Dussek, bu sorunu kökünden
halletti. O, sağ tarafını dinleyicilere dönerek oturan ilk
piyanisttir. Bu sayede, bir taşla iki kuş vuruyordu: kendi soylu
yüzünü dinleyicilere gösteriyor, hem de, piyanonun kaldırılan
kapağını bir ses tahtası olarak kullanarak, buraya çarpan sesi
doğrudan dinleyicilere gönderebiliyordu. Dussek’in vatandaşı
Tomaschek, bu yeni oturuşu hemen benimsemiş, diğerlerinin de,
“her ne kadar çok soylu profilleri olmasa da”, kısa sürede böyle
oturmaya başladıklarını belirtmişti.
Dussek’in “şarkı söyleyen” tarzı, uluslararası alanda ün kazanmış
ve saygı görmüştü. Onun önemli rakiplerinden olan Kalkbrenner,
“daha önce dinlediğim hiçbir piyanist, dinleyicileri bu kadar
etkisi altına alamamıştı” diye belirtmişti.
|