JOSEPH HAYDN (1732-1809)

 
   
  Çocukluğunda Mozart, genel olarak org, klavsen ve klavikord çalmıştı. Önceden hakkında bilgi sahibi olmasına karşın, piyanoyu yoğun olarak kullanmaya başlaması için, 21 yaşında çıktığı 1778 tarihli Paris gezisini beklemek gerekecekti. Bu tarihten itibaren Mozart, evinde klavikordunu kullansa da, pianoforteye daha fazla ilgi göstermeye başlamıştı. Bu da, sonatlarının hemen hemen tamamının ve K.414’le başlayan konçertolarının, piyano için yazıldığı anlamına gelmektedir.

Mozart’ın mektuplarından, onun klavyeye yaklaşımının aslında çok detaylı olduğunu anlayabiliriz. O, Avrupa’da, besteciliğiyle olduğu kadar, virtüozlüğüyle de ün yapmıştı. Joseph Haydn onu Avrupa’nın en büyük müzisyeni olarak nitelendirmişti.

 

Mozart’ın, kendinden sonra gelen virtüozler kuşağının habercisi olduğunu söylemek doğru olmaz; Clementi ve Beethoven, daha sonra gelecek olan Liszt’lerin ve Tausig’lerin yolunu açmıştı. Mozart’ın çalışı, ölümünden kısa bir süre sonra bile, güzel, ancak, eski moda, doğru, ancak, dramadan yoksun bulunmaya başlanmıştı. Avrupa’yı yeni rüzgarlar kasıp kavurmaktaydı artık. Yeni ekol, dramayı ve virtüozlüğü aramaktaydı; bu da, daha büyük ve ses hacmi yüksek çalgıları gerektiriyordu. Carl Czerny, Beethoven’ın, Mozart’ın çalışı hakkında “temiz ve hassas, ancak biraz boş, düz ve eski tarz” dediğini iletmektedir. Karl Holz’un, Beethoven’la yaptığı bir söyleşi, kağıda dökülmüştür. 1825 yılında Holz, Beethoven’a, Mozart’ı soruyor: “Mozart iyi bir piyanist miydi?” Beethoven bir süre sessiz kaldıktan sonra: “eh, piyano daha o zamanlar beşikteydi” diye yanıtlıyor.

Beşikte olan sadece piyano değildi; piyano tekniği ve ifade anlayışları da beşikteydi. Mozart, kendi “yağ gibi akan” legatosundan gurur duyuyordu. Ancak, Mozart’ın döneminde, eğer legato özellikle belirtilmemişse, eserler legato çalınmıyorlardı. Legato çalmanın standart hale gelmesi için Clementi, Beethoven ve Cramer beklenecekti. C.P.E. Bach, Versuch’da, “staccato, ya da legato olarak belirtilmeyen tüm notalar, üstlerinde tenuto yazmadığı sürece, kendi uzunluklarının yarısı kadar çalınırlar” diye yazıyordu. Daniel Gottlob Türk, Klavierschule’sinde, “notaları olağan şekillerinde, yani, legato, ya da staccato olmadan çalarken, tuşu, bir sonraki nota basılmadan kısa bir süre önce kaldırırız” yazmıştı.

18. yy. müzisyenlerinin çoğu bu şekilde çaldığı için, Mozart’ın da öyle çaldığını varsayabiliriz: legato çalmak, bir kural değil, bir istisna idi. Bu kuralı bozan ilk piyanist, Clementi’dir. 1803’te aktif olarak konser vermeyi bıraktığında yazdığı Art of Playing the Pianoforte (Pianoforte Çalma Sanatı) eserinde, “en iyi kural, her notayı TÜM UZUNLUĞUYLA çalmaktır” diyordu. Doğaldır ki o, bu sonuca bir gecede ulaşmamıştı. Eski stili yıkmak için çok uğraştı, başarılı da oldu. Onun klavye stili, Mozart’ınkini ortadan kaldırmıştı..