 |
|
Çocukluğunda Mozart, genel olarak org, klavsen ve klavikord
çalmıştı. Önceden hakkında bilgi sahibi olmasına karşın,
piyanoyu yoğun olarak kullanmaya başlaması için, 21 yaşında
çıktığı 1778 tarihli Paris gezisini beklemek gerekecekti. Bu
tarihten itibaren Mozart, evinde klavikordunu kullansa da,
pianoforteye daha fazla ilgi göstermeye başlamıştı. Bu da,
sonatlarının hemen hemen tamamının ve K.414’le başlayan
konçertolarının, piyano için yazıldığı anlamına gelmektedir.
Mozart’ın mektuplarından, onun klavyeye yaklaşımının aslında çok
detaylı olduğunu anlayabiliriz. O, Avrupa’da, besteciliğiyle
olduğu kadar, virtüozlüğüyle de ün yapmıştı. Joseph Haydn onu
Avrupa’nın en büyük müzisyeni olarak nitelendirmişti.
|
Mozart’ın, kendinden sonra gelen virtüozler kuşağının habercisi olduğunu
söylemek doğru olmaz; Clementi ve Beethoven, daha sonra gelecek olan
Liszt’lerin ve Tausig’lerin yolunu açmıştı. Mozart’ın çalışı, ölümünden
kısa bir süre sonra bile, güzel, ancak, eski moda, doğru, ancak,
dramadan yoksun bulunmaya başlanmıştı. Avrupa’yı yeni rüzgarlar kasıp
kavurmaktaydı artık. Yeni ekol, dramayı ve virtüozlüğü aramaktaydı; bu
da, daha büyük ve ses hacmi yüksek çalgıları gerektiriyordu. Carl Czerny,
Beethoven’ın, Mozart’ın çalışı hakkında “temiz ve hassas, ancak biraz
boş, düz ve eski tarz” dediğini iletmektedir. Karl Holz’un, Beethoven’la
yaptığı bir söyleşi, kağıda dökülmüştür. 1825 yılında Holz, Beethoven’a,
Mozart’ı soruyor: “Mozart iyi bir piyanist miydi?” Beethoven bir süre
sessiz kaldıktan sonra: “eh, piyano daha o zamanlar beşikteydi” diye
yanıtlıyor.
Beşikte olan sadece piyano değildi; piyano tekniği ve ifade anlayışları
da beşikteydi. Mozart, kendi “yağ gibi akan” legatosundan gurur
duyuyordu. Ancak, Mozart’ın döneminde, eğer legato özellikle
belirtilmemişse, eserler legato çalınmıyorlardı. Legato çalmanın
standart hale gelmesi için Clementi, Beethoven ve Cramer beklenecekti.
C.P.E. Bach, Versuch’da, “staccato, ya da legato olarak belirtilmeyen
tüm notalar, üstlerinde tenuto yazmadığı sürece, kendi uzunluklarının
yarısı kadar çalınırlar” diye yazıyordu. Daniel Gottlob Türk,
Klavierschule’sinde, “notaları olağan şekillerinde, yani, legato, ya da
staccato olmadan çalarken, tuşu, bir sonraki nota basılmadan kısa bir
süre önce kaldırırız” yazmıştı.
18. yy. müzisyenlerinin çoğu bu şekilde çaldığı için, Mozart’ın da öyle
çaldığını varsayabiliriz: legato çalmak, bir kural değil, bir istisna
idi. Bu kuralı bozan ilk piyanist, Clementi’dir. 1803’te aktif olarak
konser vermeyi bıraktığında yazdığı Art of Playing the Pianoforte (Pianoforte
Çalma Sanatı) eserinde, “en iyi kural, her notayı TÜM UZUNLUĞUYLA
çalmaktır” diyordu. Doğaldır ki o, bu sonuca bir gecede ulaşmamıştı.
Eski stili yıkmak için çok uğraştı, başarılı da oldu. Onun klavye stili,
Mozart’ınkini ortadan kaldırmıştı..
|
|