Giustini ve İlk Piyano Müziği

 
   

   Cristofori’nin öldüğü yıl olan 1732, piyano için yazılan ilk müziğin basıldığı yıldır. 18. yy.ın büyük bölümünde piyano, farklı ülkelere ihraç edilse de, aristokrat patronlar, bunların hizmetindeki müzisyenler ve çalgı üreticilerinden oluşan çok dar bir kesime hitap ediyordu. Saray odalarındaki özel performanslarda solo, ya da eşlik çalgısı olarak kendine sınırlı bir yer bulabiliyordu.

   Piyanonun gönderildiği ilk saray, Lizbon’daki Portekiz Sarayı’dır. Burada Kral V. Joao ve Kraliçe Maria Anna, Domenico Scarlatti gibi bestecilere ve bazı İtalyan opera sanatçılarına patronluk yapıyorlardı; İtalyan müziğine düşkünlükleri, birkaç Cristofori pianofortesini satın almalarına yol açtı. Kralın küçük kardeşi olan Dom Antonio de Bragança, İtalya’da bulunmuş ve Scarlatti’den klavsen öğrenmişti; Bragança, pianoforte çalgısı için yazılan ilk müziğin ithaf edildiği kişi olacaktı. Tuscan’lı orgçu Lodovico Giustini, 1732’de Floransa’da yayınlanan 12 solo sonatını, bu prense adamıştı.

   Giustini’nin yazdığı sonatların ne anlama geldiğini iyi kavrayabilmek için, bu eserlerin yazıldığı ortamı iyi okumak gerekir. Öncelikle, bu sonatlar, ticari kaygı güdülmeden yazılmışlardı. Albümün kapak sayfa-sında Giustini, “Sonate di cimbalo di piano, e forte, detto volgarmente di marteletti” (hafif ve kuvvetli çalabilen klavsen, küçük çekiçli olarak tanınan) yazıyordu. Besteci, Portekiz Sarayı’nın gözde oyuncağı haline gelen bu çalgının kapasitesiyle ilgili denemeler yapmayı da amaçlıyordu. Sonatları, sıradan bir klavsenin yapamadıklarının, Cristofori çalgısında nasıl yapılacağını gösterir nitelikteydi. Ayrıca, piyanoyu, klavsen çalma tekniklerinde de gezdirerek, önceki çalgının ayıplarını (!) gözler önüne sermek istemişti. Bu amaca ulaşmak için de, pianofortenin en göz alıcı özelliği olan dinamik farklılıkları vurgulamış, 12 sonat boyunca sıklıkla piano ve forte ayrımlarını kullanmıştı.

   Giustini’yi takip eden 30 yıl içerisinde pianoforte, gelişmesine devam etse de, bu çalgıya yazılmış herhangi bir esere rastlanmamaktadır; bu da, çalgının hitap ettiği kitlenin henüz çok kısıtlı olmasından kaynaklanmıştır.