|
1503 yılında, Venedik’li Giovanni Spinetti, dikdörtgen şeklinde, dört
oktavlı yeni bir telli klavyeli çalgı icat etti. Dikdörtgen yapı, ses
tahtasının genişlemesine ve tellerin daha uzun olabilmesine olanak
sağlamıştı; Spinetti, neredeyse tüm yüzeyi tellerle kap-ladı. Bununla
beraber, uzun teller, mızrabın tellere doğrudan dokunmasına izin
vermiyordu; ses elde edebilmek için, mızrabın, teli çekip bırakması
gerekmekteydi. Spinetti’nin çalgısında, yandaki şekilde görülene benzer,
ortasında bir dil bulunan kaldıraç mekanizmaları yer almıştı. Tuşa
basıldıktan sonra kaldıraç, teli geriyor, iş bittikten sonra da bir
parça kumaş, titreşimleri önlüyordu. Bu çalgıya, mucidinin adından
hareketle spinet adı verildi.
 |
|
Spinetin, müzisyene ifade gücü vermemesi ve mızrabın çekme
hareketinden doğan metalik ses rengi gibi dezavantajları vardı;
ancak, ses volümündeki yükseklik, onun, kısa sürede popüler
olmasına yetti. Bu tarz küçük boyutlu klavyeli çalgılar,
portatif olarak taşınabiliyor ve bir masanın üstüne konarak,
rezonansları arttırılabiliyordu. Spinetti’nin ürettiği
modellerde klavye çalgının dışındayken, 1550’den sonra, Milan’lı
Rossi, klavyeyi çalgının içine alan modeller geliştirmişti.
İngiltere’de spinet, virjinal olarak tanınmıştır. Bazı yazarlar,
bu iki çalgının birbirinden farklı olduğunu söyleseler de,
gerçekte, birbirlerine çok benzerler.
17.yy.ın ikinci yarısından itibaren virjinal sözcüğünün
kullanımı, nedenini tam olarak kavrayamadığımız şekilde, gözden
düşmeye başlamıştır. Bunun yerine, harpsicon ve daha sonraları
da harpsichord sözcükleri tercih edilmiştir. Terminolojideki bu
farklılığın, küçük ve dikdörtgen çalgıları, tellerin geriye
doğru uzadığı, büyük ve kanat şekilli çalgılardan ayırmak için
kullanıldığı düşünülmektedir.
|
|
|