 |
Piyano, başlı
başına bir kültürü temsil eder. Çalgının mobilya olarak
kullanılması bile, ortamın atmosferini değiştirmeye yeter.
İnsanları başına toplayabilen bir ağırlığı ve sıcaklığı vardır.
Bu nedenle, sosyal ortamınızın önemli bir parçası olmasına özen
gösterebilirsiniz. Bebeğiniz, ilk aylarından itibaren onu
“eğlenceli bir oyuncak” olarak görmelidir, tabi ki kapağını
parmaklarına düşürmemesi ve kendine zarar vermemesi için
önlemleri almalısınız. Daha büyük çocuğunuz için, hem kendini
ifade etme yolu, hem duygusal bir yardımcı, hem de onu sosyal
ortamda farklı kılabilecek bir önemi vardır. Ergenlik ve gençlik
dönemlerinde, kendi başına kalıp iç dünyasına dönebileceği, ya
da aksine, zorlandığı sosyal ilişkilerinde kendisini kabul
ettirebileceği bir dostu olabilir. Evli ve çocuklu bir hanım,
işin ve çocukların getirdiği yükten biraz uzaklaşabilmek için,
kendini piyanosunun başına atmaya istekli olabilir.
Bu nedenlerle, ev ortamınızı, eğer varsa bebeğinizi de içine
alarak, piyanonun varlığına göre yeniden tasarlayın. Onu,
pozitif etkiler yayan, başına aile bireylerini toplayan bir dost
olarak görmelisiniz; en son istediğimiz şey, “gene piyano dersim
var” diye söylenen çocuklara sahip olmaktır. Eğer bu tarz
negatif etkileşimleri hissediyorsanız, çocuğunuzun piyano
eğitiminde yanlış giden birşeyler olduğundan emin olun ve
gerekirse bu konuyu öğretmenine açın. “Çocuğunuz yeteneksiz” ya
da “yeterince çalışmıyor” gibi klişe açıklamalardan tatmin
olmayın, sorun pek çok yerde olabilir, araştırın. |
|
 |
Sizin ya da başka
bir aile büyüğünün piyanoya ilgi gösteriyor olması,
çocuklarınızı olumlu yönde etkileyecektir. Büyüklerin takdirini
kazanmak ve onların yaptıklarını yapmak, küçükler için çok
tatmin edicidir. Kendiniz çalamıyorsanız bile, ortamda piyano
müziğine yer verin, olanaklarınız varsa, konserleri izleyin,
evde seyredin. Bunları yaparken, çocuğunuza “gel sen de seyret”
ya da “kızım biraz da sen dinle” gibi emredici olmayın. Bunu
sizin ve eşinizin severek yaptığını gören çocuk, dolaylı yoldan
zaten etkilenecektir. (Burada, daha iyi açıklaması için,
Suzuki’nin keman eğitiminde gerçekleştirdiği mucizevi anlayışa
bir göz atalım. Üç yaşındaki çocuğa, onun yaşına uygun minyatür
bir keman alınır. Anne, öğretmenin yanına düzenli olarak gider,
çocuğunu da yanında götürür. Çocuğun ders alacağından haberi
yoktur ve ona hiçbir şey söylenmemiştir. Anne ve öğretmen derse
başlarlar, anne, çocuğun minik kemanında çalmaktadır, sürekli
eğlenmekte ve çok hoş zaman geçirmektedirler. Birkaç ders böyle
devam ettikten sonra çocuk, bu eğlenceli ortama katılmak ve
onlarla “keman oynamak” isteyecektir. O duruma gelindiğinde
annesi, bunun aslında zor olduğunu, iyi çalışması gerektiğini,
öğretmenini iyi dinlemesini söyler ve yavaş yavaş aradan
çekilerek, kemanı asıl sahibine verir. En azından başlangıç
için, çok iyi bir motivasyon sağlanmıştır. Başarılı eğitim
yöntemi, diğer adımlarda da motivasyonu önde tutarak sorunları
aşmaya çalışacaktır) |
|
|
|